Obezite Kliniği

Obezitede Mücadelede Yalnız Değilsiniz.

Yeni Bir Hayata Merhaba

Pek çok kronik hastalığa da sebep olan Morbid Obezite, günümüzün en büyük sağlık problemleri arasındadır. Ortalama yaşam süresini azaltan ve yaşam kalitesini bozan Morbid Obezitenin cerrahi yöntem ile tedavisi mümkündür. Bu tedavi yöntemi pek çok kronik hastalıktan da kurtulmayı sağlar.

Morbid Obezite Nedir?

Morbid obezite yani “hastalıklı” şişmanlığın en etkin ve kalıcı çözümü ancak obezite cerrahisi ile olasıdır. Morbid obeziteyi gidermek amacı ile yapılan cerrahi girişimlerin tamamına tıpta “bariatrik cerrahi” denilmektedir.

Obezite Cerrahisinde Vücut Kitle
İndeksi (VKİ) Önemi Nedir?

Ağırlığınızı boyunuzun karesine böldüğünüzde (kg/m²) çıkan sonuç, fazla kilolu ya da obez olup olmadığınızı belirtir.

  • 18, 5 kg/m.’nin altında olanlar: Zayıf
  • 18.5 – 24, 9 kg/m. arasında olanlar: Normal kilolu
  • 25 – 29, 9 kg/m. arasında olanlar: Fazla kilolu
  • 30 – 39, 9 kg/m. arasında olanlar: Obez
  • 40 kg/m.’nin üzerinde olanlar: İleri derecede obez (morbid obez), olarak görülür.

Obezite Cerrahisine aday
hasta grubu kimlerdir?

Obezite ameliyatı  sonrasında kendisine sunacağımız diyet ve egzersiz protokollerine uyum sağlayacağı, ona ömür boyu destek vermekle yükümlü ekibimizin (psikolog-diyetisyen ve cerrahi ekip) kontrollerine zamanında geleceği gibi “yaşamı boyu sürecek” birtakım ciddi hayat tarzı değişiklikleri konularında kişi çok istekli olmalı ve ileri bir psikiyatrik hastalığı da bulunmamalıdır.

Önceden mutlaka “diyet” seçeneği hem de en az iki kez ve en az 6’şar ay süre ile denenmiş ancak uzun dönemde sonuçsuz kalmış olmalıdır.

Aşırı şişmanlık probleminin hormonal ya da başka tıbbi hastalıklar nedeni ile olmadığının girişim öncesi testlerle kanıtlanmış olması gerekmektedir. Yani şişmanlık “ekzojen” nedenlerden (çok yiyerek dışarıdan aşırı kalori almak sonucunda) ortaya çıkmış olmalı, başka bir şişmanlık oluşturucu özel hastalık bulunmamalıdır. Şişmanlık yapıcı iç hastalıklar (örn: Cushing) son derece nadirdir ve merkezimize başvuran tüm hastalarda böyle bir durumun olmadığı ameliyat öncesinde detaylı biçimde ortaya konulmaktadır.

Genel anestezi altında birkaç saat sürebilecek bir ameliyat olmaya mani bir kalp, akciğer hastalığı ya da başka bir ciddi “kronik” rahatsızlık bulunmamalıdır. Bu açıdan da merkezimiz tüm başvuran hastaların değerlendirilmesinde A dan Z ‘ye hizmet vermektedir.

  • Ciddi tedavi altında olmayan psikiyatrik sorunu olanlar
    Madde veya alkol bağımlılığı olanlar
  • Ameliyat sonrası diyet konusunda gerekli hayat stili değişikliği yapamayacak hastalar
  • Anestezi almaya engel olacak hastalığı olanlar.

Öncelikle ameliyat öncesi her hastaya aşağıdaki testler ve tetkikler uygulanır.

  • Kan Biyokimya testleri
  • Hemogram
  • Hormon testleri
  • Hepatit testleri
  • Tüm karın ultrasonu
  • Mide endoskopi (Anestezi uzmanı ile beraber)
  • EKG (Kalp Grafisi)
  • Akciğer grafisi
  • Akciğer solunum testi
  • İhtiyaç halinde efor testi ve EKO (Elektrokardiyografi)

Bütün bu testler ardından Anestezi, Dahiliye, Kardiyoloji, Göğüs hastalıkları ve Endokrin uzmanlarınca gerekli muayene ve incelemeler yapılır. Bu incelemeler sonucunda öncelikle hastanın kilo almasına neden olabilecek altta yatan başka bir hastalık olup olmadığına bakılır. Eğer böyle bir hastalık yoksa hasta her ameliyat olacak hasta gibi anestezi yönünden incelenir ameliyata bir engel olup olmadığı bakılır. İlgili uzmanlar gerekirse ameliyat öncesi uygulanacak tedaviler hakkında önerilerde bulunur. Bu sayade ameliyat esnasında ve sonrasında oluşabilecek sorunlar en aza indirilmiş olur.

Obezite ameliyatlarında stapler denen özel malzemelerin üzerine ilave dikiş konması tartışmalıdır. Bazı cerrahlar dikiş konmasının kanama ve kaçak olma ihtimalini azalttığını ve her hastaya dikiş konması gerektiğini düşünmektedirler. Bazı cerrahlar ise dikiş konmasının kanama ihtimalini bir miktar azaltsa da kaçak riskini azaltmadığı aksine dikiş konarken damar yaralanması sonrası daha çok kaçak ve kanamaya neden olabileceğini söylemektedirler. Bizim ise klinik yaklaşım olarak bu ikisinin arasındayız. Her hastaya ilave dikiş koymamakla beraber stapler hattı bize yeterince güvenli gelmiyorsa mutlaka ilave dikiş koymaktayız. Sonuçlarımızın Dünya ortalamalarından çok daha iyi olması bizim uyguladığımız yöntemin daha başarılı olduğunu ortaya koymaktadır. Burada en önemli olan nokta ameliyatı yapan cerrahın her türlü soruna müdahale edip düzeltecek yetenek ve tecrübesinin olması gerektiğidir.

Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı sırasında ve daha sonra 2. günde kaçak testi yapılmaktadır. Ameliyattta yapılan kaçak testinin amacı zımbalarda bir sorun olup olmadığı, dikiş hattında sızıntı olup olmadığının tespitidir. Eğer sızıntı varsa ilgili kısıma ilave dikiş konarak sızıntı önlenir. Yine ameliyat sonrası sıvı gıdalara başlamadan önce kaçak testi yapılarak gerekli önlemlerin zamanında alınması ve müdahale edilmesi sağlanır.

Her ameliyat sırasında damar içinde kan pıhtısı olup herhangi bir damarı tıkama ihtimali vardır. Bu kalp, akciğer ve beyin gibi hayati organları besleyen bir damar olduğunda ciddi sorunlara yol açabilir. Hastaların kilosu arttıkça emboli riski de artar. Bu amaçla bu hastalar hangi ameliyat olursa olsun kan sulandırıcı verilmektedir. Her ne kadar kanama riskini bir miktar artırsa da sağladığı fayda çok daha yüksektir. Kan sulandırıcı kullanımı ameliyat öncesi başlayıp iki hafta daha devam etmektedir. Kalp damar hastalığı olan ya da daha önce emboli geçirmiş olan hastalar gibi riski yüksek hastalarda kullanım süresi daha da uzayabilir.

Ameliyatın en büyük avantajı Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı laparoskopik (kapalı) olarak, yani milimetrik deliklerden girerek yapıldığından girişim sonrası ağrı açık ameliyatlara göre çok azdır. Yine de “Ameliyat oldu tabiki ağrısı olacak” tabiri son derece yanlışdır. Yirmi birinci yüzyılda hiçbir hasta ağrı çekmemelidir. Her hastaya ameliyat sonrası ağrı kesici uygulanarak ağrı çekmesi tamamen önlenir. Burada önemli nokta şudur. Herkesin ağrı eşiği farklıdır. Yine ilaç toleransı ve ilaçtan biyoyararlanımı farklıdır. Dolayısıyla tedavi standart olamaz. Her hastanın ihtiyacına göre ağrı kesici tedavi ayrı ayrı düzenlenmelidir.

Kesiler çok küçük olduğu için estetik sonuçlar da son derece iyidir. Birkaç ay sonra bu çizgiler de hemen hemen görülemez hale gelecektir. Yaralar iyileştikden sonra size daha az iz kalması için bir krem önerilecektir. Üç ay boyunca kullanmanız halinde çok daha iyi estetik sonuçlar elde edersiniz.

Ameliyatın 2. günü kaçak testi yapıldıktan sonra sıvı gıda almaya başlayacaksınız. ilk iki haftalık sıvı beslenme ardından iki hafta da yumuşak (püre tarzı) gıda ile besleneceksiniz. Tüm bu süreç boyunca sürekli olarak diyetisyenlerimiz ile iletişim halinde olacaksınız.

Ameliyat laparoskopik (kapalı olarak yapıldığı için ameliyattan bir iki saat sonra ayağa kalkıp yürüyebilirsiniz. Hastanede kaldığınız dönem boyunca bile bakım hastası olmayacak, kendi öz bakımınızı kendiniz yapabileceksiniz. Masa başı çalışan yada ağır efor gerektirmeyen işlerde çalışan hastalar bir hafta içinde işe geri başlayabilirler. Ağır efor gerektiren hastaların ise en az bir ay süre ile işe ara vermeleri gerekir. Ameliyat sonrası hastalara yeteri kadar süreyle istirahat raporu verilmektedir.

Sıklıkla kendiliğinden emilen dikişler kullanıldığı için dikiş almaya gerek yoktur. Farklı bir nedenle emilmeyen dikiş kullanılmış ise onuncu gün kontrole geldiğinizde dikiş kontrol edilip uygunsa alınır.

Hastaneden çıktığınızda banyo yapabilirsiniz. Dikiş yerlerinin açık kalıp ıslanmasında sorun yoktur. Duş sonrası temiz bir havlu ile kurulayıp üzerlerine baticon sürün ve kurumasını bekleyin. Baticon çamaşırlarınızda kalıcı leke yapmaz. Onuncu günden sonra artık baticon kullanmaya gerek yoktur.

İlk bir ay boyunca bizim önerdiklerimiz dışımızda hiçbir ilaç kullanmayın. Başka bir hekim tarafından bir ilaç önerildiğinde ise mutlaka bize danışın. Birinci aydan sonra her türlü ilaç kullanabilirsiniz. Yine de çok fazla ağrı kesici kullanmamaya çalışın ve ilaç aldıktan sonda bol sıvı alın.

Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı sanılanın aksine sadece gıda alımını kısıtlayarak işe yaramaz. Aynı zamanda ameliyatın çok önemli hormonal ve metabolik etkileri vardır. Öncelikle mide hacmi azaldığı için az gıda alınır. Fakat bu diyet gibi değildir. Aç dolaşmazsınız tamamen tok dolaşırsınız. Az miktarda gıda dahi doymanıza yeterli olur. Yine midenin fundus kısmından iştah hormonu olarak ta bilinen Gharelin denen hormon salgılanır. Midenin bu kısmının alınması ile iştah da ciddi oranda azalır. Yine mideden salgılanıp barsaklar üzerine etki eden, etki mekanizması halen araştırılmaya devam eden farklı hormonal etkiler de vardır. Bu etkinin tam oluş şekli bilinmese de nihayi etki ameliyat sonrası daha kilo verme başlamadan bile şeker tansiyon gibi sorunlarda ciddi iyileşme görülür. Mideyi ciddi biçimde zorlamadıkça uzun dönemde poşun hacminde anlamlı bir artış olmaz. Hasta küçük miktarda gıda aldığında oluşan ilk yanıt, mide poşunun duvarının gerilmesi ve beyne midenin dolu olduğunu bildiren sinirleri uyarmasıdır. Hasta adeta büyük bir öğün yemiş gibi doygunluk hisseder, fakat aslında birkaç kaşık yemiştir.
Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı sonrası yeniden kilo alım riski oldukça düşüktür. Bu fizyolojiden maksimum yararın sağlanması için, hastanın sadece öğünlerde yemesi, günde 2-3 öğün alması, öğünler arasında atıştırmalardan kaçınması gereklidir. Bu ameliyat ta uzun süre boyunca edinilen yeme alışkanlıklarının değiştirilmesini gerektirmektedir. Ameliyatın geç dönemlerinde tekrar kilo alma görülen vakaların neredeyse tamamında, öğün kapasitesinde artma olmamıştır. Tekrar kilo almanın nedeni, öğünler arasında, özellikle de yüksek kalorili atıştırmalardır. Bu tür bir yeme alışkanlığının yan etkilerini ortadan kaldıracak bilinen bir operasyon yoktur.